SONSUZLUĞUN KIYISINDA - J.A. Redmerski (KPiBT - Yorum)



''Sanırım biz bir balık havuzunda yüzen iki kayıp ruhtan ibaretiz.''

Merhabalar! Keyifleriniz nasıl? Biz Kırmızı Pelerinliler, ilk okuma etkinliğimizi çok sevdiğim Hiçliğin Kıyısında'nın devam kitabına yapıyoruz. ♥ Rengarenk post-it'lediğimiz alıntıları görmek için Facebook sayfamızı takip edebilirsiniz! :D


Hiçliğin Kıyısında'yı ben cidden çok fazla sevmiştim. Onun yorumunu okumak isterseniz eğer bu bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Hem Camryn, hem Andrew -özellikle de Andrew- benim için farklıydı açıkçası. İki ana karakterin de sıradanlığa savaş açmış bir kişilikleri var ve bu bile onları başlı başına farklı kılıyor. Zayıf oldukları kadar güçlüler de, hayran olunası nokta da burası. Çok fazla şey atlatmışlardı ilk kitapta. Çoğunluğun hemfikir olduğu nokta da şuydu: Daha ne yaşayabilirler ki?




Olaylar çok daha durağandı. İlk kitaba nazaran daha az heyecan ve macera vardı, en azından ilk kısımlarda. Kitaptaki büyük olayın ne olduğunu kitabı okumadan önce de biliyordum elbette, kitap o olaya bağlı ve tekrar dağılıp toparlanma evrelerini okumayı beklemek beni çıldırttı.

Olayın getirileri olarak da Camryn'in bencilliğine sinirlendim. Cidden. ''Bu şeyi sadece sen yaşamıyorsun, tamam mı? Bencil olmayı kes artık,'' demek için neler vermezdim... Camryn ne kadar dağıttıysa Andrew o kadar toparladı. Of, adamım ya! O kadar güvenli, şefkatli ve güzel ki. İlk kitapta da çok güzel seviyordu ama serseri ve çapkın havası da hep oradaydı. Bunda tamamen şefkatli sevmeye ve güvende tutmaya odaklanmış. Ha, ben hangisini tercih ederim? Tabii ki ilkini. Ama ortada bir aile varsa ve o aileye sorumlu birisi olacaksa, Andrew tam da biçilmiş kaftan.


''Hayat gizemli, hatta çoğunlukla adaletsiz bir şeydi.'' 

Yola çıkmaya tekrar başlamaları onlardan çok beni sevindirdi sanırım. Sürekli geçmişi hatırladıkları sahneler vardı ve ayılıp bayıldığım ilk kitaba dönmek beni rahatsız etmedi. Andrew'in göz dolduran, içimin en güzel köşelerine yerleşen mektuplarından bir tane daha okuyabilmek... Adam ciddi anlamda, kelimenin tam anlamıyla çok güzel! Kitap elime geçtikçe açıp mektuplarını okuyorum.

''Kaybettiklerine rağmen, sahip olduklarıyla gurur duyduğu belliydi.''

Gerçekten de ilk kitabın sonu seriye ihtiyacı varmış gibi değildi. Olaylar yeterince toplanmıştı ve okuyucuyu tatmin ediyordu. Redmerski, Hiçliğin Kıyısında'yla çıtayı öyle bir yükseltmişti ki onun üzerine çıkmasını istedik. Bu beklenti pek karşılanamadı gibi geldi bana. Bunun sebebi kitabın kötü olması değil tabii ki, aksine ben Sonsuzluğun Kıyısında'yı da beğendim. Buradaki olay tamamen ilk kitabın fazla iyi olması. Fakat Sonsuzluğun Kıyısında'yı okumasaydım aklımda hep ''Acaba hayatlarının geri kalanı nasıl geçti? Nasıl bir aile oldular? Yola çıkmayı bıraktılar mı, başlarına neler geldi?'' soruları olacaktı. Şu an hepsine cevap almış olmaktan dolayı mutluyum. Yazılmasa da olurdu ama yazılması çok daha iyi olmuş benim için. 

Tereddütte kalmadan ikisini de okumanızı tavsiye ederim, alın ve okuyun yani. Çünkü Andrew cidden tanınması gereken biri. 

Çok ufak ama yine de gözüme batan bir kısım vardı. O da çevirideki zaman problemi. Sürekli şimdiki zaman ve geçmiş zaman aynı cümle içerisinde karıştırılıp kullanılıyor ve bu okuyucuyu yoruyor açıkçası. Benim dikkatimi çekmişti. Umarım bir sonraki kitaplarda olmaz. 

Umarım beğendiğiniz bir yorum olmuştur. Cuma günü Playlist'le görüşmek üzere! ♥

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder